11. Hukuk Dairesi 2025/5153 E., 2026/1962 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/319 E., 2022/233 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdindeki şahsi hesabından 15.11.2018 tarihinde bilgisi ve onayı dışında internet bankacılığı yoluyla dava dışı bir şirkete 100.000,00 TL EFT yapıldığını, bu durumu internet bankacılığından işlem yapmak için sisteme giremediği zaman öğrendiğini, sisteme giremeyince bankadan yeni şifre istediğini, yeni şifresi kendisine gelmeyince müvekkilinin telefonunun dolandırıcılar tarafından yönlendirildiğini anladığını, savcılık nezdindeki soruşturmanın devam ettiğini, EFT’nin açıklama kısmında “uyku apnesi malzemeleri ödemesi” yazdığını, müvekkilinin EFT gönderilen şirketi de kurucusunu da tanımadığını, güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankaların objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklı en hafif kusurlardan dahi sorumlu olduğunu, bedelin günümüz şartlarında oldukça yüksek olması ve içinde bulunulan ekonomik kriz sebebiyle müvekkilinin müşkül duruma düştüğünü, tüm birikiminin elinden gittiğini, yaşanılan süreçte manen yorulup üzüldüğünü ileri sürerek 100.000,00 TL’nin faizi ile birlikte ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının internet bankacılığı şifresini üçüncü kişilerle paylaştığı için veya cep telefonuna yüklemiş olabileceği casus bir yazılım neticesinde dava dışı şirket hesabına EFT aktarımının yapılmasında davacının kusurunun araştırılması gerektiğini, müvekkilinin internet ve mobil uygulamaya ilişkin her türlü güvenlik önlemini aldığını, davanın dava dışı şirkete ve davacının kullandığı telefon numarasının ait olduğu iletişim hizmetlerine ihbarı gerektiğini, davacının cihazında riskli yazılım bulunması veya taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacının şifresini veya kimlik bilgilerini gizli tutmamasından ötürü özenli davranmadığını, davacının savcılık soruşturma dosyasına sunduğu şikâyet dilekçesinde cep telefonunun yönlendirilmiş olduğunu beyan ettiğini, yine davacının dava konusu işlemden bir süre sonra müvekkili bankayı aradığında banka personeline cihazına bir yazılım yüklediğini ve bu yüklemeden sonra SMS alamadığını, telefonunda yönlendirme olduğunu belirttiğini, davacının internet bankacılığını kullanmadan önce bankanın güvenlik talimatlarına uymak ve üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı banka hesabından bilgisi ve rızası dışında yapılan hesaplar arası virman kayıtları sonrasında dava dışı şirket hesabına 100.000,00 TL EFT yapıldığı ve 99.975,00 TL’nin şubeden vekâleten ödendiği, dava dışı dolandırıcı olduğu düşünülen şahısların bankayı dört kez aradığı, ilk aramada SMS doğrulama yapılamadığı, sonrasında da güvenlik nedeniyle bekleme sonrası hangi onay işlemi ile EFT’ye izin verildiği bilgisine ulaşılamadığı, davalı bankanın itirazları ile yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verilmesine rağmen bankanın bu onaya ilişkin açıklık getirmediği, davalının birden çok kez ve farklı biçimlerde dava konusu para transferi işlemini engelleyebilecekken engelleyemediği, başka bir bankaya yeni bir alıcıya yüksek tutarda gerçekleştirilen ve riskli olarak güvenlik blokesine alınan EFT transfer işleminin güvenlik teyidi konusunda yeterli ve gerekli özen gösterilmemesi nedeniyle davalı bankanın riskli işlem nedeniyle sorumlu olduğu, davacının savcılık soruşturma dosyası da dikkate alındığında yapılan işlemlerde ortak kusuru olabileceğine dair bir unsur tespit edilemediği, gelişen yüksek teknolojik yollar kullanılarak yapılan dolandırıcılık atakları ile müşterilerin hesap bilgileri ve şifrelerinin ele geçirilmiş olabileceği, bu yöndeki teknolojik güvenlik mekanizmalarının işletilmesi hususunda bankaların objektif özen yükümlülüğü kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı banka nezdinde vadeli mevduat hesabının bulunduğu, bu hesaptan bilgisi dışında üçüncü kişilerce dava dışı şirkete “uyku apnesi malzemeleri ödemesi” açıklaması ile 100.000,00 TL gönderildiği, bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere üçüncü kişi tarafından internet bankacılığı üzerinden EFT ve işlem onayı SMS OTP işlemlerinin yapıldığı, bu kanaldan e-Devlet sistemine giriş yapılarak davacının kimlik bilgilerinin ele geçirildiği, daha sonra bu kişinin EFT işleminin onaylanması için davalı bankayı aradığı, banka çalışanı tarafından davacının cep telefonuna gönderilen SMS bilgisi arayan kişi tarafından doğrulanamadığından işlemin tamamlanamadığı, aynı kişinin davacının cep telefonunda gerçekleştirdiği yönlendirme ile bu kez SMS’in kendi telefonuna gelmesini sağladığı ve davalı bankayı ikinci kez aradığında SMS onayını gerçekleştirdiği, davalı bankanın arayan numaranın davacının kayıtlı cep telefonu olmaması sebebiyle işlem güvenliği nedeniyle onay işlemini yapmadığı ve bekletmeye aldığı, bundan sonra işlem şüpheli görüldüğünden işlemi yapan kişinin davalı banka nezdinde kayıtlı cep telefonundan bankayı arayarak teyit vermesine karar verilmiş olmasına rağmen bu noktadan sonra hangi işlemin yapıldığı ve EFT işleminin ne şekilde onaylandığının tespit edilemediği, davalı tarafından bu hususta herhangi bir arama kaydı veya belge sunulmadığı, davalının vermiş olduğu karar doğrultusunda EFT işlemini yapan kişinin davacının kayıtlı cep telefonundan bankayı arayarak işleme onay vermesi şartını uygulaması hâlinde yönlendirilen hattan davacının hattı gibi arama yapılması mümkün olmadığından EFT işlemine onay verilmeyeceği, aksi hâlde ise davalı bankanın davacıya ait kayıtlı cep telefonunu aramadan önce bu hat üzerinden yönlendirme yapılıp yapılmadığını tespit ederek işleme onay vermemesinin de mümkün olduğu, davacının vadeli mevduat hesabından yapılan ticari nitelikte bir EFT işleminin hesabın niteliğine göre olağan bir işlem olmaması ve davalı bankanın mobil bankacılık işlemlerini yapmak üzere başka bir numaradan aranmasının işlemin şüpheli olduğunu gösterdiği, kaldı ki davalı bankanın da işlemi şüpheli görmesine ve bu tarz dolandırıcılık işlemleri çok fazla yapılıyor olmasına rağmen davacının bilgisi dışında işlemi onayladığı ve böylece zararın meydana gelmesine sebep olduğu, dosya kapsamında davacının cep telefonunun işlem yapan üçüncü kişi tarafından ne şekilde başka bir telefona yönlendirildiği tespit edilememiş olmakla birlikte bu konuda davacının cep telefonuna gelen virüslü bir yazılımı açmak konusunda kusurlu olduğunun kabulü ihtimalinde dahi zararın davacının eyleminden değil, bundan sonra davalı banka tarafından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle oluştuğu, davacının eylemi ile zarar arasında illiyet bağının kesildiği, sonuç olarak davalı bankanın korumakla yükümlü olduğu mevduatı koruyamadığı ve zararın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu ispat edemediğinden davanın kabulünün isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bankacılık işleminden dolayı tazminat talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.


Kaynak: Yargıtay Karar Arama — 11. Hukuk Dairesi, E.2025/5153, K.2026/1962